Dünya yaşanacak tek yer!

  • Dünya yaşanacak tek yer!

    Bu hafta sonu bana 650 km. uzakta olan, Türklerin en yoğun yaşadığı, Almanya’nın başkenti Berlin’de Aile okulu Projemizin eğitimci eğitimini, cumadan pazara kadar, tabiri caiz ise kendimizi hayata ve bütün olumsuzluklara kapatarak başarıyla bitirdik.

    Öncelikle Rahman olan Allah’a hamd ederim. İnsanın kendini dinleyen birilerinin olması, fikirlerinin önemsenmesi kadar önemli ne olabilir ki şu hayatta? Verdiğim mesajları can kulağı ile dinlemeleri, tecrübelerimden faydalanmak için her saniyeyi değerlendirmek için birbirlerini susturmaları inanılmaz enerji verdi bana.

    Bunun yanında gençlerin gözlerini ve bedenlerini koruyup, onları sükûnete erdirecek olan insanlığın yeniden inşası için elzem olan Aile Okulu Projesini, değerli sekiz arkadaşımla uygulamak üzere anlaşmak mutluluğumu katladı.

    Mükemmel organize ile bana bütün imkanları sağlayan değerli Begegnungs und Bildungszentrum für Frauen und Familien (Kadın ve Aileler Toplantı ve Eğitim Merkezi) nin başkanı Gülhanım Hanıma, Berlin’i kendisi ile özdeştirdiğim Neslihan hanıma, değerli öğrencelerime ve salon programı organizesi ile her gidişimde beni misafir eden Berlin Alperen ocaklarına teşekkürü bir borç bilirim.

    Dünya gündeminin bu kadar sık değiştiği, bir yandan Korena virüsü ile sarsıldığı, savaşın acı çığlıklarının duyulduğu, ölümün kokusunun ensemizde hissedildiği şu günlerde, bir dem olsun bütün olumsuzluklardan sıyrılarak bir nefes almak doğrusu bana çok iyi geldi.

    Hayallerimizi yapmaktan vaz geçiren, yeni atılımlar yaptırmayan, hareketli olmaktan geri tutan korkularımızın bizi esir alması değil midir?

    Başarılı insanların hayatları korkularının üzerine giderek olduğu her birimizin malumudur. Korku paniği ile yapamayacağımız yanlışlar yoktur. Zaten hata yapmaktan korkarsak doğruya da ulaşamayız. Hele de ölümden korkarsak her şeyimizi kaybederiz.

    Sanırım korkuların en büyüğü de ölüm korkusu. Ölümün soğukluğunu hissettiğimiz anda dünya bizim olsa artık anlamını yitirmiştir. İnsanın bir çok emelleri, hayalleri, yapmak istedikleri, sevindirmek istedikleri vardır. Aslında bütün bunları ölmeden yapmalıdır.

    Berlin biletimi hafta başında almıştım. Son ana kadar kararsızlık içinde kaldım. Kaos ortamında beni ayağa kaldıran yine değerli eşimin, “insan ölmeden ne yapmayı istiyorsa yapmalı” sözü kalbime sükûnet oldu. Korkularımla yüzleşmeseydim birbirinden değerli arkadaşlar edinemeyecek ve bu kadar mutmain bir şekilde evime dönebilecek miydim?

    Bir yandan doğru karar vermek hayat kurtarır deyip, arkasından “Ya Rab! Bana doğru karar verebilmek hikmetini öğret. Bunun için ilmimi anlayışımı ve imanımı arttır” diye dua edip gayrete gelmemek olur muydu?

    Bir yandan; Ya Rab! Beni takva sahiplerine önder kıl diye dua edip arkada kalmak olur muydu?

    Ya Rab! Gireceğim yere güzellikle girip güzellikle çıkar, bana katından destek ver diye dua edip, bir yerlere girmemek orada güzellikle kalmamak ve destek olacaklara emek vermeden olur muydu?

    Öğrenmek gerek. Bilmek gerek. Bizi engelleyen ne varsa aşmak gerek. Duamızın gereğini yapmak gerek. Aksi takdirde kendimizi işe yaramaz, atıl, bitmiş hissedeceğiz. Depresyonlara girip, hem kendimize hem de bizi sevenlere yük olacağız.

    Hasılı görevlerimizi bilmezsek, sınırlarımızı aşarsak, sorumluluklarımızı ihmal edersek, yavrularımıza kötü örnek olursak sözlerimiz etkisizleşecek. Böylelikle iffetlerini koruyacak tek eylem olan evliliklerine de bizler mani olacağız.

    Aile mevhumunu da kendi ellerimizle toprağa verecek, onca körpeleri aç kurtlar sofralarına yem yapacağız. Mavi dünyanın kırmızıya boyandığı, hayatların hiçe sayıldığı bir ortamda bir de gözlerimizin önünde kendi yavrularımızın eridiğine şahit olacağız.

    Dünya yaşanılacak tek yer! Burada dostluklar bitmedi. Sadakatler var. Seven ve sevilmeyi bekleyenler var. Yeter ki görmesini ve göstermesini bilelim. Lütfen birbirimize sahip çıkalım.

    Ves-Selam

    Asiye Türkan

    Comments are closed.